-büyüleyici bir ses tonunda kaybolmak.
"Otobüstekileri sevmek kolay, 3 dakika sonra hayatından çıkacaklar, kolaysa beni sev!"
Oyun Atölyesi sahnesinin basamaklarını inerken, aylardır hatta yıllardır izlemek için can attığım oyunun biletini yakalamanın kıvancı ve heyecanı içerisindeyim. Bir üstat izleyeceğim. Büyüleyici bir ses tonuyla kulaklarımın pasının silineceğinden, harikulade bir oyunculukla kendimden geçeceğimden hiç şüphem yok.
Çok büyük bir heyecanla yerime oturuyor ve üstadın sahneye çıkacağı anı bekliyorum... Haluk Bilginer'in sahneye çıkışıyla ister istemez bir doğrulduğumuz, bittiğinde ama neden dediğimiz çok fazla iyi bir tiyatro eseriyle karşı karşıyayım...
Pencere, eski aşıklar Tom ve Kyra’nın yıllar sonra bir gece ilişkilerini, geçmişlerini, çatışmalarını masaya yatırmalarını konu alıyor.
Salona girdiğimizde kapalı perdelerle karşılaşıyoruz. Sahne tasarımına çok önem veren biri olarak, bu her zaman kötü haberdir; oyun başlamadan sahnenin her köşesine doya doya bakma zevkini benden alıverdiklerini düşünürüm. Heyecanlı bekleyişten sonra perdeler açıldığında ise o güzelim dekorla karşılaşıyoruz. Gamze Kuş imzalı sahne tasarımı nerede olduğumuzu unutmamızı sağlıyor. Oturtulduğu sahne de dekoru o kadar güzel taşıyor ki. Oyun Atölyesi sahnesine zaten düşkün biri olarak iyice kendimden geçiyorum dekoru görünce. Ben dekorla bütünleşeduruken Edward'la yani Tom’un -Haluk Bilginer- oğluyla tanışıyoruz. Kürşat Demir’in oyunu açan isim olmasını şanssızlık olarak nitelendiriyorum. Nedeni ise şu; oynanan oyun yabancı bir dilde kaleme alınmış, bir çeviri. Metin, Türkçe yazılmadığı veya oyunun ilk dakikalarında sahnede olan oyuncu gerçekten tecrübeli bir isim olmadığı sürece replikler havada kalır ve çeviri kokarlar. Kürşat Demir’i izlerken de tam olarak bunu hissediyorum.
Edward’ın sahneden çıkışının ardından eve Tom -Haluk Bilginer- geliyor ve oyun asıl bu noktada başlıyor. İki karakter yıllar sonra sonunda yüzleşiyor ve hem Tom hem de Kyra ile ilgili yanıldığımız durumların var olduğunu oyun ilerledikçe fark etmeye başlıyoruz.
Tom, iş hayatında büyük başarılar elde etmiş, varlıklı bir adam. Sahneye adım attığı ilk andan itibaren seyirciyi etkilemeyi başarıyor, kendine güvenen bir duruşu var, insanlara üstten bakıyor. Fakat bu hareketlerinin yanı sıra içerisinde küçük bir çocuk gizli aslında. Eve girer girmez etrafı gözleriyle kolaçan ediyor, yıllar boyu beraber olduğu Kyra’dan ne halde olduğunu, ne düşündüğünü gizleyebildiğini sanıyor, etrafındakileri düşünmüyor, her şey istediği gibi olsun istiyor. Oyun boyunca bu hallerini gözlemledikten sonra Kyra'nın istediği gibi biri olmadığını fark ettiğinde çıldırması da anlam kazanıyor. Tıpkı yemeğe koydurttuğu biberler gibi Kyra’yı da kendi istediği biçime sokmak istiyor. Haluk Bilginer bütün bunları seyirciye birebir aktarabiliyor, kısacası mükemmel bir Tom çiziyor.
Kyra Tom’un kalıplarına sığmayı reddetmiş, kendi ayakları üzerinde durmaya çabalayan bir kadın. Bu karakterin çelişkisi ise, inandığını iddia ettiği şeyleri tam olarak oturtamamış olması. Örneğin, insanları çok sevdiğini söylüyor ama kendi kutusunda yaşayan, içeri kimseyi almayan bir kadın aslında. Tom’un da belirttiği gibi hayatına kabul ettiği üç kişi var onlar da Tom ve onun ailesi... Tom’a yaşadığı hayatı savunurken de kulağa pek inandırıcı gelmiyor. Karakterin bu çelişkisini çok başarılı bir şekilde ortaya koymuş Esra Bezen Bilgin. O da kendini hayranlıkla izlettiriyor. Aynı zamanda Haluk Bilginer ile sahnede oldukça uyumlular. Özellikle oyunun yükseldiği hararetli diyaloglarda müthiş oyunculuklar sergiliyor her ikisi de.
Tom karakteri üzerinden iç acıtacak cinsten bir komedi oluşturulmuş bu da oyun içerisinde müthiş bir denge sağlamış. Herkesin kendinden birer parça bulabileceği, her yönden oldukça başarılı bir oyun. Bittiğinde kalbiniz kırılıyor ama durumu anlamış ve kabullenmiş bir şekilde salondan ayrılıyorsunuz. Bir de karnınız acıkıyor. Zira Esra Bezen Bilgin ikinci perdenin başında ilk perdede yaptığı sosu ekmek bana bana yiyor çünkü.
İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Çünkü bu benim Haluk Bilginer'e ve sesine bir kez daha aşık olduğum oyundur... İyi seyirler.






Yorumlar
Yorum Gönder