-bir fahişenin anatomisi.
"Ömrüm boyunca, aşkı kabul edilmiş bir tür kölelik olarak anladım. Bu bir yalan: Özgürlük ancak aşk olduğunda var. Kendini kayıtsız şartsız teslim eden, kendini özgür hisseden, sınırsızca sever ve sınırsızca seven, kendini özgür hisseder. Bugün, kimsenin kimseyi kaybetmediğine, çünkü kimsenin kimseye sahip olmadığına eminim. Özgürlüğü gerçekten yaşamak budur: Dünyanın en önemli şeyini elinde tutmak, ama ona sahip olamamak."
Paulo Coelho şöyle diyor önsözünde: "Bazı kitaplar bizi hayallere sürükler, bazılarıysa bize gerçeği hatırlatır, ama hiçbiri, bir yazar için esas olandan kaçamaz: yazmanın namusundan". Gerçek bir hikayenin renklendirilmiş hali On Bir Dakika. Paulo Coelho okuduysanız daha evvel zaten siz de biliyorsunuzdur mistik ve akıcı bir dile sahip olduğunu. Ve yine güzel bir roman daha, sorgulamalarla, iç dünyayı anlamlandırmalarla dolu...
Yorumlara baktığınızda kitabın salt cinsellik üzerine kurulu olduğunu düşünebilirsiniz. Lakin kitabı okuduğunuzda konunun hiç de öyle olmadığını göreceksiniz. Erkeklerin ve kadınların iç dünyalarına dair birçok analizin yanı sıra basit anlatımlı bir cinsellik de içermiyor. Kitabın sonuna geldiğinizde birçok şey hakkında bakış açınız değişiyor...
"...dünya yalnızca on bir dakika süren bir şeyin çevresinde dönüyor."
Kitabı, aşka ve hazza olan inancını kaybetmiş Maria'nın bile bile içine atıldığı bir serüven olarak değerlendirebiliriz. Romanın kahramanı Maria, Brezilya'da doğup büyümüş, kısıtlı imkanlara sahip bir yerleşim yerinde hayatını devam ettirmektedir. Genç kadın bir gün kendisine gelen bir teklif ile serüvene atılmaya karar verir. Çikolata ve saatler ülkesi İsviçre'ye pek çok hayalle birlikte gelir ve hayatı değişir.
On Bir Dakika; ayartma, konuşma, giyinip-soyunma, ön sevişme süreleri çıkarıldıktan sonra asıl girip-çıkma eyleminin süresi olarak nitelendirilmiş. Ve karakterimiz bütün dünyanın, günde sadece on bir dakika süren bu eylem üzerinde dönmesini sorguluyor. Birçok kadının ömür boyu adımını atamadığı bir eşikten geçiyor; kendini, bedenini, ruhunu ve cinselliğini tanıma.
"Acıyla yüzleşmek için herhangi bir tiyatroya ihtiyacımız yok; hayat zaten acı çekmemiz için fazlasıyla fırsat veriyor bize."
İçerisinde, "Daima bütün dünyanın sadece seks düşündüğüne inanmak isteriz. İnsanlar rejim yapar, peruk takar, kuaförde ya da spor salonlarında saatler geçirir, arzulanan kıvılcımı çakabilmek için kışkırtıcı kıyafetler giyerler. Ya sonra? Sıra eyleme geçmeye geldiğinde, on bir dakika ve hepsi bu kadar. Kişiyi cennet katına çıkartacak hiçbir yaratıcılık yoktur; kıvılcım, göz açıp kapayana kadar, ateşi canlı tutmayı sağlayacak gücünü yitirmiştir bile." şeklinde müthiş tespitler yer alan kitabı okurken kalemi elinizden bırakamıyorsunuz; altı çizilecek cümleleri kaçırmama arzusu ile...
Coelho'nun masalımsı anlatımı ise şeker kıvamında; bazı betimlemeler tüylerinizi diken diken ediveriyor. İnsanın Paulo Coelho ile sohbet edermişçesine, sanki dinleyerek okuduğu bir kitap haline geliyor zamanla On Bir Dakika. Okumuyorsunuz sanki, kelimeler gözlerinizin önünden akarken o size anlatıyor, arada bir kendi ile çelişiyor, anlatmak istemediği bir detayı sıkıştırıveriyor ama söylemiş olmanın memnuniyeti ile de devam ediyor... Her yeni satırda yeni bir soru soruyor, sanki yavaşlatılamayan bir beyinden akıyor düşünceler ve sorular; boş sayfalara...
"Hayat bazen çok cimridir: İnsanın yeni bir duygu tatmaksızın, günler, haftalar, aylar hatta yıllar geçirdiği olur. Sonra, bir kapıyı bir kere açınca ortaya çıkan boşluğa adeta bir çığ iner. Bir an hiçbir şeyiniz yoktur, bir sonraki an, kabul edebileceğinizden fazlasına sahipsinizdir."


Yorumlar
Yorum Gönder