Hansel ve Gretel'in Öteki Hikayesi*


Ormanda kaybolan Hansel ve Gretel’in hikayesini hepimiz biliyoruz, küçükken içimizi titreten, masum kardeşlerin acıklı hikayesini... Burada ise çok başka bir Hansel ve Gretel hikayesi izliyorsunuz. İsmiyle içimde mutlak bir merak duygusu oluşturmuş olan bu oyun, iki kardeşin çatışması üzerinden ilerliyor.

Oyunda Haluk Bilginer’in Hansel ve Gretel benzetmesinde bulunduğu iki kardeş yer alıyor; Ayça Bingöl‘ün canlandırdığı abla Betty ve Salih Bademici‘nin canlandırdığı erkek kardeş Bobby. Bir üniversitede akademisyen olan Betty evini taşımak için marangozluk yapan kardeşi Bobby’den yardım istiyor. Yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı o akşam Bobby ablasının ormanın derinliklerindeki gayet zevkli bir şekilde dayanıp döşenmiş evine ilk defa geliyor. İki kardeş eski günlerden, çocukluk anılarından, yaşanmışlıklarından konuşurlarken Betty’nin diktalarıyla bir yandan da evdeki eşyaları olabildiğince hızlı bir şekilde toparlamanın planlarını yapıyorlar. Küçüklüklerinden bu yana birbirleriyle pek anlaşamadıklarını ikili diyaloglarından öğrendiğimiz kardeşler, gecenin ilerleyen dakikalarında daha önce başlarından geçen olayları yeniden değerlendirmeye, alınan alkol ve kullanılan maddelerin etkisiyle ağır hakaretler eşliğinde birbirlerini suçlamaya başlıyorlar. Tüm bu tartışmaların arasına iki kardeşin mesleklerinden ve daha ziyade Bobby’nin yaşadığı bir nevi aşağılık kompleksinden doğan sınıf çatışması da eklenince ikili arasında gitgide yükselen tansiyon, izleyiciler olarak geçmişleri hakkında çok daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlayacak sırların gün yüzüne çıkmasına sebep oluyor. Özellikle Bobby’nin ablasına suç isnat eder bir dille hatırlattığı olaylar, önceleri sakinliğini koruyan Betty’nin de gardının düşmesine ve kardeşine karşı daha açık olmasına sebebiyet veriyor.


Oyun tek perde ve 85 dakika. Ne olacağını, oyunun sizi nerelere götüreceğini başta tahmin edemiyor oluşunuz kesinlikle artı puan. Oyunun en güzel sürprizi Barış Dinçel, kötü sürprizi ise Ayça Bingöl. Sürpriz olmayan tek şey ise Salih Bademci'nin sahne performansı. Barış Dinçel'in eli hangi oyuna değerse o oyun benim için izlenmeye değer... Sahne tasarımının seyirci için olduğu kadar oyuncular için de motivasyon kaynağı olarak düşünürüm. Ve bu oyunda da başrol kesinlikle dekordu. O denli ayrıntılı bir ev çıkartmış ki ortaya, insanın girip sallanan koltukta oturası, kitaplardan birini alıp okuyası geliyor. Evin oyunda nasıl bir etken olduğunu kendi gözlerinizle görmek; bir sahne tasarımının oyuna neler katabileceğini de çok güzel vurguluyor.

Beklentimi sanırım biraz yüksek tuttuğumdan Ayça Bingöl'ü oyunun zayıf halkası olarak gördüm. Tabii ki kötü değildi lakin diğer faktörler içerisinde biraz geride kaldığını düşünüyorum. Belki de gününde değildi, bilemiyorum. Salih Bademci ise olağanüstü performansı ile beni yanıltmadı.


Arkadaşlarınızı seçersiniz; eşinizi, işinizi seçersiniz fakat ailenizi seçemezseniz. Bir anda, doğar doğmaz içerisine düştüğünüz bu bir nev-i kara delik sizin bütün hayatınızı etkileme ve değiştirme gücüne sahiptir. Bazen aile üyelerinden bağımsız 'siz' olarak da kalabilirsiniz. Yahut ailenin her bir ferdi bu zorunlu birliktelikten bambaşka bir şeyler alıp yoluna bambaşka bir şekilde devam edebilir ve hayat şartları, seçtiğiniz yollar aileden daha çok etkileyebilir geleceğinizi. Bu yüzdendir ki aynı ailede büyüyen iki kardeş bambaşka insanlar olup çıkıverebilirler. Yağmurlu bir günde, bir orman evinde, evi bir anda terk eden kiracıdan kalan eşyaları toplarlarken ne kadar da 'farklı' olduklarını hissedebiliriz. Geçmişlerini, neden birbirlerinden bu denli farklı olduklarını, aralarındaki bilinmez düşmanlığı çözmemiz gerekmez. Çünkü asıl olay insanın kardeşi için kişisel prensiplerden ne kadar feragat edebileceğidir.

Acı gerçekler karşısında ilişkilerin nasıl esneyebildiği, katı kuralların, duvarların nasıl yıkılabileceği gerçeği ile yüzleştiriyor oyun sizi. İki kardeşin birbirine ne denli yabancılaşabileceğini görüyor, birbirlerini nasıl bu kadar az tanıyabildiklerine hayretler içerisinde şahit oluyorsunuz.


Hansel ile Gretel'in Öteki Hikayesi çocukluğumuzdan çok iyi bildiğimiz, iki kardeşin bir cadıya karşı el ele verdikleri mücadeleyi anlatan masalın bambaşka bir formu. Bu sefer bir cadı yok; birden fazla cadı var ve hepsi içimizde, yanımızda, çevremizde... Hepsiyle savaşacak kadar gücümüz var mı? Ve savaşacak olsak, gerçekten kim tutar elimizden?

Yorumlar

Popüler Yayınlar