Yeni bir yazarla tanışmanın keyfiyle*

"Ben hayatta yaptığım her şeyi babam beni görsün diye yapmış olabilir miyim, dedim. Anlamaya çalışarak yüzüme baktı. Yani, dedim, belki de bütün yaşam kavgam ona sesimi duyurmak, bana bak, baba, baksana neler yapabiliyorum ben, demek olabilir mi?"


"Ben önemli değilim, diyordu. Sen de değilsin. Kendini önemli sananların hiçbiri önemli değil. Yaşa sadece."

Melisa Kesmez ile bu kitabı ile tanıştım. "Nohut Oda" genç yazarın yayınlanan üçüncü kitabı. Çeşitli öykülerden oluşuyor. Ben ki öykü okumaktan haz etmeyen ben Melisa Kesmez ile birlikte öykü sever oldum çıktım. Oldukça kısa olmalarına rağmen fevkalade güzel anlatıma sahip hikayeler bunlar. Okurken keşke birkaç hikaye ayrı birer roman olsaydı demekten alamıyorsunuz kendinizi. Duru, akıcı, anlaşılır bir dille yazılmış olan bu öykülerle hayatın farklı kısımlarına tanıklık ediyorsunuz.

"Diğer türlü hayatta kalamazdın, nasılsa bir gün yıkacağın bir şeyi inşa ettiğini bilerek devam edemezdin. Sonuçta her şeyin değil ama pek çok şeyin gerçekliği senin kendini neye inandırdığınla ilgiliydi." 

Kitap, Gaston Bachelard’ın "Yaşamın ilk çabası kabuk oluşturmaktır" sözü ile açılıyor. İnsanın yuva arayışından ev icat edişine ve kök salmanın insaniyetine dair öykülerin yer aldığı kitap, Melisa Kesmez'in "Kendini bildi bileli kabuğunu arayanlara..." sözüyle devam ediyor. 

Kitabı bir günde soluksuz okudum, en büyük sebebi de yazarın diliydi. Sizi büyülüyor kelimeleriyle. Ağır bir dilden ziyade sade bir dille özenle seçilmiş kelimeleri harmanlıyor, bir şenlik yaratıyor. Akıp gidiyor cümleler. Çok yakın bir arkadaşınızı dinliyormuş hissine kapılıveriyorsunuz. Yanından bir dakika ayrılamıyorsunuz.

"Bu kadar yüksekten ancak düşerek inilir, diyordu ya kitap, kitaplara inanıyorum."

Nohut Oda bir yanıyla kendimize nasıl bir mekan kurarsak kuralım orada kiracı olduğumuzu anlatıyor. Bunu illa ki hayat ve ölüm arasında düşünmek gerekmiyor. Yeni bir ev kadar yeni bir iş, yeni bir araba kadar yeni bir arkadaş da bir gün ansızın çıkabiliyor hayatımızdan... Bunun yanı sıra yazarın üzerinde durduğu, kitabın işlediği bir diğer yan da şu: bir kabuğun var ve bu kabuk sana birileri tarafından doğar doğmaz yerleştiriliyor. Nereye gidersen git, ne yaparsan yap o kabuk senin sırtında, çenende, göğsünde, avuçlarında, ensende, tabanlarında...

Gidenlerin, gitmeyi beceremeyenlerin, ayrılıkların, sevgiyi içinde yaşayanların, merdümgirizlerin, konuşamayanların, kaçanların duygularıyla örülmüş 'yuva' üzerine kurulu harika öyküler. Bu Melisa Kesmez'in okuduğum ilk kitabıydı lakin son olmayacağı artık kesin bir gerçek. Bir gün bir yerlerde sizin de yolunuzun onun bir cümlesiyle, duygusuyla, kitabıyla kesişmesi dileğiyle...

"Aradığım bir şey vardı, beklediğim bir kurtuluş anı, bir "her şey yoluna girecek" duygusu... Başta varmayı umduğum yer neresiydi, artık pek emin değildim ama oraya varamadığım kesindi."





Yorumlar

Popüler Yayınlar